GERİ DÖNÜŞ

HEDEFLER ve KİŞİLER

 

“Gideceği Limanı Bilmeyene Hiçbir Rüzgardan Hayır Gelmez...”

Zaman zaman karşımıza çıkan bir kavramdır “hedef”. Bu yazımda da sizler ile kişisel hedef olgularından bahsetmek istedim.

Günümüzde hedef belirleme kavramına hemen her yerde raslarız. Profesyonel yönetim sistemlerinden başarı odaklı performans üretilen her yerde...

Hedef belirlemenin ne kadar önemli olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Hedef belirleme tamamen konsantrasyon, irade, süreklilik ve sorumluluk almaya dayalıdır. Aslında hedef belirleme, önündekinin Yaratıcılığın, hayal gücünün ve özgür iradenin ön plana çıkmasıdır.

Hedef belirleme kişiliğin şekillenmesi ile başlar. Çoçukluk çağında bile –ki o zaman ciddiyetini anlayamayacağımız nitelikte bile olsa- kendi kendimize hedefler yaratırdık. Büyüyünce doktor olacağım, güzel bir araba alacağım vb... O halde kişinin hedef üretmesi neredeyse yaşamsal düngüsünün vazgeçilmez bir parçası. Okul çağında sınıf geçmek, üniversite döneminde iş bulmak, gençlik çağlarında evlenmek, sonra çoçuk sahibi olmak vb. aslında sürekli olarak kendi kendimize koyduğumuz hedefler değil midir?

Hedeflerimizi genelde açıkça belli ederiz veya kendi kendimize bahsederiz. Hedeflere ulaşmak için ilk önce zahmet ve çaba gerekir. Örneğin bu noktada kilo vermeyi ele alalım. Günümüzde büyük bir çoğunluğumuz gerek çalışma şartlarından gerek işimizin doğasından dolayı kilo aldığımızı söyleyip duruyoruz. Belki ancak azınlığımız çenemizi ve yeme isteğimizi tutamadığımızdan kilo aldığımızı itiraf edebiliyoruz. Hatta bunu itiraf ederken, yemek yeme isteğimizin çok olmasının nedenini, iş stresi ortam, parasızlık gibi nedenlere bağlayarak sanki yine kendimizden kaçıyormuşuz gibi geliyor bana.

Bu durumu neden bu şekilde ele aldığımı merak ediyorsanız, şu şekilde açıklayayım. Hedef belirlemek kolaydır belki. Ama hedef belirlemenin öncesi vardır. Hedef belirlemenin öncesinde durumu analiz etmek gerekir. Durum olumlu veya olumsuz bir durum olabilir. Bu önemli değildir. Önemli olan durumun analizi sonucunda, durumun farkında olmak ve bu durumun başımıza gelmesinin sorumluluğunu kişisel olarak almaktır. Bu açıklamayı yukarıdaki örnek ile birleştirirsek, öncelikle kilo almamızın nedenini kişisel olarak kabullenmeliyiz. Yani bu durumu oluşturan etkenleri önce kişisel sorumluluk alarak kabul etmek gerekir. Ancak bu analiz sonrasındaki kabullenmeden sonra hedef koyabiliriz.

Hedefimizi belirledikten sonra ise hemen işe koyulmak gerekir. Yine örnek üzerinden gidelim. Kilo vermek için rejim ve spor yapmak. İlk günler büyük bir hevesle rejim yapmaya başlarız, hatta bunu sabah veya akşam sporları destekler. Ancak çoğu zaman kısa bir süre sonra bakarız ki bu tempo zamanla delinmeye başlamış. Rejim programı bozulmuş, spor ise yerini uykuya bırakmış. Hedef yolu diye adlandıracağım bu program ilk delindiğinde kendi kendimizi teselli ederiz. Sadece bu akşam, iş yemeği olduğu için fazla yedim, akşam çok geç çıktığım için spor yapamadım vb. Belki burada bana hak vermeyeceksiniz. Belki de diyeceksiniz ki; bu yaşam temposu insanın karşısına çok engel çıkarıyor. Mümkün mü hedef yolunda aksaklık yaşamamak. Bence engelsiz bir hedef yolu olamaz.

Söylemlerimde tezatlar seziyor olabilirsiniz, bu doğru. Evet engeller vardır ve hep olacaktır. Bu durumda gerçek başarıyı inceleyelim. Gerçek başarıu hedefe giden doğrultuda ve yolda ideallerin oranında ilerleyebilmektir. Kendinin Lideri olabilmektir. Hedef yolunda karşına çıkacak her engeli yenebilmektir başarı. Eğer tüm denizler dalgasız, tüm gemiler hatasız, tüm tayfalar kusursuz olsaydı o zaman deniz kurdu kaptanlara gerek kalmazdı. Gemiyi limana götürürken, karşımıza çok fırtına, çok kayalıklar çıkacak. Ama bunları yenmek zorundayız hepimiz. Hedef zaten ancak o zaman değerli olabiliyor.

Zorlukları yenerken ise karşımıza hangi parametreler çıkıyor ? Kuşkusuz ki “öz disiplin” öncelikli geliyor. Hedefimizi öz idealimiz haline getirmeliyiz. Öz idealimize giden yol yani hedef yolu öz disiplin ile gideceğimiz ve her türlü yan rüzgara karşı koyacağımız kadar güçlü bir iradeye sahip olmalı. İradenin önünde ise kişisel motivasyon yani istek var. İsteğin güçlenmesi için ise o hedefe olan inanç var. Yani ancak hayalci olmayan gerçek ve inanılan hedefleri koymalıyız kendimize diye düşünüyorum. İşte bu noktada kişi adeta kendisi ile bütünleşmekte ve dışa karşı belki de kendini kapatmakta. Yani söylemek istediğim, sizin adınıza bir başkası sizin için hedef koyamaz. Hedefimizi biz koymalıyız. İnandığımız hedefi. Kendimiz yani kişiliğimiz ile bütünleştirdiğimiz hedefi.

Yukarıda bahsettiğimiz tüm kavramlar yalnızca özel yaşamımızda değil elbette profesyonel yaşamımızda da geçerliliğini korumakta. Hedef belirleme gerek sosyal gerekse profesyonel yaşamın vazgeçilmez etkeni. Hedef yolumuzdaki ilerlememizden ve engelleri aşabilmemizden ise yalnızca ve yalnızca biz sorumluyuz. Elbette en büyük engel ise yine kendimiziz.

Sevgiyle, Sevecenlikle kalın...

Kağan ÜNVER

07 Ağustos 2009

 

GERİ DÖNÜŞ