GERİ DÖNÜŞ

İNSAN KAYNAKLARI ve İNSANA SAYGI...

 

“İçiçe olması gerekirken zaman zaman unutulan ama fark yaratan detay...”

 

Günümüz yönetim dünyasında en önemli etkenlerin başında kaynak yönetimi gelmektedir. Bir kurumun öncelikli kaynağı ise şüphesiz ki çalışanlardır. Bu kaynağın potansiyelinin performansa dönüştürülerek kullanımı daima artırılabilir. İnsan kaynakları bölümleri söz konusu bu kaynağın yani insanın daha etkili performans sergilemesi için çalışırlar. İnsan kaynakları birimlerinin gerçek görevi de elbette budur.

 

Bir diğer yandan, günümüzde insan kaynakları departmanları aynı zamanda işe alım, seçme, yerleştirme gibi görevleri de üstlenmektedir. İşte bu alanlarda karşılaşılan ve ne yazıktır ki olumsuz durumlar ile sonuçlanan bir kaç davranış modelinden yaşanmış örnekleri sizler ile paylaşmak istiyorum.

 

Bu durumları paylaşmamın nedeni asla ve asla kimseyi eleştirmek değil, yalnızca karşılaşılan durumlar üzerine biraz empati yapmak ve durumu karşımızdaki açısından da görmeye çalışmaktır.

 

Aşağıda örneklediğim her iki durum son bir yıl içerisinde ülkemizde yaşanan gerçek olaylardan katkısız olarak alınmıştır. İlk olayımızda bir iş başvurusu üzerine adayın yaşadıkları, ikinci de ise rakip firma tarafından transfer edilmek için çağırılan çalışanın başından geçenler aktarılmaktadır.

 

İlk olayımızda, iş arama süreci devam eden bir aday, gazetenin insan kaynakları ekinde kendi için çok cazip olabilecek bir ilanı görür. İlanı veren kurum, ülkemizde yoğun faaliyet gösteren bir kurumdur ve adayımızın şehir değişikliği nedeni ile ayrılmak zorunda kaldığı önceki işyerinin de önemli bir müşteridir. Adayın önceki işyeri üretim yapan bir tesis, başvurduğu kurum ise adayın eski işyerinden ürün alarak, bu ürünü işleyen ve perakende olarak piyasaya süren bir kurumdur. Bu durum üzerine aday heveslenir. Çünkü başvuracağı kurumu iyi tanımaktadır. Nedeni ise önceki deneyiminde müşterisi olmasıdır. Aday, başvuru için hiç vakit kaybetmez. Hızlı başvurusu hızlı bir geri dönüşü getirir ve aday görüşme için kısa süre içerisinde kuruma davet edilir. Dev plazalar bölgesindeki görkemli merkez ofise giden aday heyecanla görüşeceği kişinin odasına girer. İşte insan kaynakları ve insana saygı hikayesi burada başlar. Kendini tanıtan aday, nezaket kuralı gereği hemcinsi olan insan kaynakları yetkilisine elini uzatır. Ancak eli havada tek başına kalır. Göz teması bie kurmayan yetkili direk olarak adaya tecrübelerini sorar. Aday ise firmalarının en önemli tedarikçisinde uzun süre çalıştığını ve hatta firmaları ile kendisinin ilgilendiğini, bu neden ile de firmayı iyi tanıdığını detaylıca anlatmaya çalıştığında yetkili, kendisinin adayın daha önce çalıştığı kurumu bilmediğini, bilmek ve tanımak zorunda olmadığını, hatta adayın eski firması ve işi hakkında küçümseyici ve alaycı bir ifade takınır.

 

Toplam görüşme 15 dakika bile sürmez. Ne yazıktır ki, alanından yoğun faaliyet gösteren bir kurumun kaynak yetkilisi, kaynağa olan saygı kavramını gözardı etmiştir. Oysaki bir kaynak yetkilisinin öncelikli bilmesi gereken kurumunun imajını her zaman ve her yerde kurum kültürü açısından en iyi şekilde temsil etmesi gerekliliğidir. İnsan kaynakları yetkilisi kurum kültürünü olumsuz yönde temsil ederek katkı yerine tepki toplamıştır. Ayrıca, aday açısından bakıldığında ise, durum hayal kırıklığından da öte, firmanın insana vermediği önem şeklinde gerçekleşmesidir.

 

Bir başka olayımız ise, iş aramayan bir çalışana, çalışmakta olduğu aynı sektörden bir teklifin gelmesidir. Çalışana insan kaynakları yetkilisi telefon ile ulaşır. Ortak bir tanıdıkları vasıtası ile kendisine ulaştıklarını ve transfer etmek istediklerini nazikçe belirtir. Çalışanımız ise, bu nazik teklifi mevcut işinden memnun olması nedeniyle kibarca reddeder. Bu temastan yaklaşık 3 hafta sonra yine aynı kurumun bu kez daha yüksek mertebeli yani üst düzey sınıfında bir insan kaynakları yöneticisi bizzat çalışanı arar ve aynı teklifi yineler. Çalışan yine aynı cevabı vermesine rağmen, üst düzey insan kaynakları yöneticisi birlikte çalışmaktan ziyade tanışmanın önemli olduğunu vurgulayarak ısrarla firmalarına çalışanı davet eder. Çalışanımız bu ısrarlı davet üzerine tanışma görüşmesini kabul eder. Belirlenen saatte çalışan davet edildiği firmaya gider. Gittiğinde ilk gözlemi aynı anda bir çok iş başvurusu yapan adayın bir arada toplanmış olduğu ve kendisine bölümün sekreterliği tarafından standart aday görüşmesi uygulanacağı, aday formu doldurması ve yabancı dil sınavına tabi tutlacağı belirtilir. Çalışan buna karşı çıkarak İnsan Kaynakları yöneticisi ile bir tanışma görüşmesi olduğunu tekrar belirtir. Hatta çalışan, yüksek dereceli uluslararası geçerliliğe sahip yabancı dil yeterlilik sınavı belgesi olduğunu ve hatta istenirse bunu takdim edeceğini de belirtmesine rağmen, sekreterlik tüm bunların standart uygulama olduğunu ve ne olursa olsun herkese uygulanması gerektiğini söyler. Olayın gerginliğe taşınmaması için, çalışan diğer adaylar ile birlikte sınava girer. Sınav bitiminden sonra ise, bir saati aşkın bir süre halen tanışma görüşmesini bekleyen çalışan durumu sorguladığında özür dilenerek hemen görüşmeye alınacağı bildirilir. Beklemeye devam eden çalışanın 45 dakikası daha bu şekilde yeniden beklemekle geçer. Bu durum üzerine çalışan, görüşmeyi iptal ettiğini belirterek firmadan ayrılır. Çalışanın söz konusu firmadan ayrıldıktan hemen 5 dakika sonra ise cep telefonu çalar ve aynı insan kaynakları üst düzey yetkilisi durumdan özür diler ve firmaya tekrar çağırır, geri dönmesi durumunda diğer adaylardan öncelikli olarak hemen görüşmeye alınacağı beilirtilir. Çalışan ise, davetin bir başvuru amacı ile değil, tanışma daveti olduğunu ve buna rağmen sınav dahil yaklaşık 3 saattir beklediğini belirterek geri dönmeyeceğini bildirir.

 

Söz konusu bu durum Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birine ait bir şirkette geçer. Tutarsız davet ve uygulamalar yine kurum kültür ve imajına darbe vurur.

 

İnsan kaynaklarını bölümlerinin temel ilkesinin “insana saygı” olduğunu hepimiz bilmekte ve uygulamaya çalışmaktayız. Ancak nadir de olsa zaman zaman karşılaşılan bu durumlar, özellikle heyecan içerisinde olan adayları oldukça demotive bir duruma sokmakta ve daha başlamadan kuruma olan inançlarına zarar vermekte ve hatta yitirmelerine neden olmaktadır.

Sevgiyle, Sevecenlikle kalın...

Kağan ÜNVER

20 Aralık 2008

 

GERİ DÖNÜŞ